I. Avlu (Alay Meydanı)

Topkapı, Fatih Sultan Mehmed döneminde inşa edildikten sonra yüzyıllar içinde değişmiş ve genişlemiştir. Bununla birlikte, Saray’ın dört avludan oluşan temel planı değişikliğe uğramamıştır. Birinci Avlu, Saray’ın halka açık tek bölümü; İkinci Avlu, devlet yönetiminin gerçekleştirildiği ve törenlerin düzenlendiği bölüm; Üçüncü Avlu, padişah ve hizmetindeki ak hadımlar ve Saray ağalarının yaşadığı ve Saray’da eğitimin verildiği bölüm; Dördüncü Avlu ise padişah ve ailesinin yaşadığı bölüm olarak bilinir. Birinci Avlu’ya Bâb-ı Hümâyun’dan girilir. Çeşitli tören ve alaylara sahne olmuş olan bu avluda Orta Kapı yakınında yer alan ve günümüze sadece temel kalıntıları ulaşan Deavi Kasrı, halkın arzuhâllerini Saray’a ilettiği yerdi. Avlunun sol tarafında Odun Ambarı Ocağı ile Hasırcılar Ocağı (bu alana 19. yüzyıl sonunda inşa edilen idare, karakol binası ile arkasındaki Patrikhane Sarayı’nın kalıntıları günümüze ulaşmıştır), Aya İrini (Saint Irene) Kilisesi ve Darphâne-i Âmire yer alırdı. Sağ tarafında ise Maliye Nezareti, Enderun Hastanesi, Saray için ekmek ve simit imal eden fırınlar, Has Fırın Camii, görevlilerin kaldığı mekânlar ve Sultan II. Mahmud dönemine ait bir çeşme ile Orta Kapı’ya yakın bir yerde Cellat Çeşmesi olarak bilinen ikinci bir çeşme yer alırdı. Patrikhane Sarayı Kilisesi olarak inşa edilen Aya İrini, bu avludaki en eski yapıdır. Haliç yönünde Kozbekçileri Kapısı ve Marmara yönünde Çizme Kapısı ile Hasbahçe’ye açılan meydandaki en önemli yapı, 6. yüzyılda inşa edilen, Bizans dönemine ait bu kilisedir. Aya İrini Kilisesi, önce Saray’ın silah deposuyken, Fethi Ahmed Paşa zamanında bir arkeoloji müzesine, söz konusu müzenin

1894’te bugünkü binasına taşınmasının ardından da askerî bir müzeye çevrilmiştir. Kilisenin yanında yer alan Saray atölyeleri, kökenini Roma İmparatorluğu’ndan alan ve Osmanlı’da sürdürülmüş olan bir ananeyi yansıtırdı. Buralarda Saray’ın marangozluk, kitap ciltleme, tezhip gibi işleri icra edilir, ayrıca dış devletlere gönderilecek hediyeler hazırlanırdı. Bu avludaki hünerveran atölyesi, 19. yüzyılda Saray terk edilince devletin sikkelerinin basıldığı darphâneye çevrilmiştir. Birinci Avlu’nun en ilginç köşelerinden biri de Cellat Çeşmesi’dir. Bâbüsselâm’dan girmeden evvel sağ tarafta bu yapıyı görürüz. Saray’ın odunlukları da yine bu bölgede yer alırdı.