Padişah portreleri ve resim koleksiyonu

Topkapı Sarayı Müzesi resim koleksiyonunun bir bölümünü Osmanlı padişahlarının portreleri oluşturur. Padişah portreciliği açısından son derece değerli olan bu koleksiyon, Osmanlı Devleti’nin 1299 yılındaki kuruluşundan itibaren hüküm süren 36 padişahın gravür, yağlıboya, suluboya ve fildişi üzerine boyama gibi çeşitli tekniklerde yapılmış olan portrelerinden zengin örnekler sunmaktadır. Fatih Sultan Mehmed’ten (1444-1446/1451-1481) önce hiçbir padişah, portresini yaptırmamıştır. Bu sebeple Osmanlı padişah portreciliğinde, yaşadığı dönemde portresi yapılmayan sultanların dış görünüşleri tarihî metinlerde anlatıldığı biçimde veya tamamen hayalî olarak betimlenmiştir. Fatih Sultan Mehmed’ten sonra tahta çıkan padişahların bir çoğu portresini yaptırmıştır. Saray sanatçılarının bağlı olduğu Ehl-i Hiref teşkilatının nakkaşhanesinde çalışan sanatçıların minyatür geleneğinde yaptığı portrelerin, padişahların fiziksel özelliklerini oldukça gerçekçi bir biçimde yansıttığı görülür. Çoğu kez bizzat padişahın siparişi üzerine yapılan bu portrelerin gerçekçi olmasındaki en önemli etken, nakkaşların padişahı yakından görme olanağına erişmiş olmalarıdır. Osmanlı nakkaşlarının yanı sıra, Avrupalı ressamlar tarafından da çok sayıda padişah portresi yapılmıştır. Batılı ressamlar, kimi zaman minyatür portrelerden, kimi zaman erken tarihli gravürlerden esinlenerek, kimi zaman da hayalî olmakla beraber Avrupa’daki Osmanlı imajına uygun olan padişah portreleri ortaya koymuşlardır. Bu ressamların bir bölümü ise Osmanlı topraklarına seyyahların veya elçilerin maiyetinde gelerek, ulûfe, cuma selamlığı, bayram gibi çeşitli sebeplerle yapılan merasimlerde padişahları yakından görme olanağına sahip olmuş ve bu sayede daha gerçekçi portreler yapmışlardır. Yukarıda belirtildiği gibi, yaşadığı dönemde sanatçılara poz vererek portresini yaptıran ilk Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmed’tir. Padişahın minyatür geleneğinde yapılmış portreleri Saray’ın el yazma koleksiyonuna, yağlıboya portreleri ise resim koleksiyonuna kayıtlıdır. Fatih Sultan Mehmed’in, 1907 yılında Sultan II. Abdülhamid’in (1876-1909) emriyle Saray ressamı Fausto Zonaro tarafından yapılmış olan yağlıboya portresi, koleksiyondaki en önemli örneklerden biridir ve ünlü İtalyan ressam Gentile Bellini’nin Fatih portresinden kopya edilmiştir. Günümüzde Londra’da, National Gallery koleksiyonunda bulunan Bellini imzalı portrenin yapımı için Padişah’ın ressamı sarayına davet ettiği, hatta resmi yapılırken sanatçıya poz verdiği bilinir. Bu nedenle portre Fatih’in fizyonomisini gerçekçi bir biçimde yansıtmaktadır. Sultan III. Murad döneminde (1574-1595), Osmanlı hanedanının bir bütün olarak resmedilmesi geleneğinin başlaması, Osmanlı padişah portreciliğine yeni bir yön vermiş ve gelişimine hız kazandırmıştır. Osmanlı sultan portrelerinin bir bütün olarak resmedildiği ilk tarihî metin, 16. yüzyılın ikinci yarısında hazırlanan “Kıyafetü’l insâniye fî şemâ’ilü’l Osmâniye” adlı eserdir. Eser hazırlanırken, eserin içinde yer alacak olan padişah portrelerinin gerçekçi olması istenmiştir. Bu amaçla Sadrazam Sokullu Mehmed Paşa, dönemin ünlü İtalyan sanatçısı Veronese’ye bir dizi yağlıboya portre sipariş etmiştir. Veronese atölyesinde, tarihî metinlerin ve Avrupa’da o zamana kadar yapılmış Osmanlı padişah tasvirlerinin incelenmesi sonucunda yapılan ve Osman Gazi’den Sultan III. Murad’a kadarki padişahların yağlıboya portrelerinden oluşan bu seri, günümüzde Münih’te Alte Pinakothek koleksiyonunda yer almaktadır. Aynı serinin yine 16. yüzyılda Veronese atölyesinde yapılmış olan bir diğer kopyası da Saray koleksiyonunda bulunmaktadır. Koleksiyonda, Batılı ressamlarca yapılan padişah portreleri arasında, 17. yüzyıla tarihlenen dört padişah portresi diğer portrelerden oldukça farklı bir görünüm sergiler. Sultan I. Mehmed (1413-1421), Sultan II. Murad (1421-1441/1446-1451), Sultan I. Mustafa (1617-1618/1622-1623) ve Sultan IV. Murad (1623-1640) portrelerinden oluşan bu resimlerde görülen kumaş desenlerinin İspanyol kumaş desenleri olması, bunların bir İspanyol ressam tarafından yapılmış olabileceklerini düşündürür. Geleneksel Osmanlı minyatür resminde, 18. yüzyıl başlarında Levnî, Abdullah Buhârî, Ali Üsküdarî gibi Osmanlı nakkaşlarının eserlerinde ışık-gölge, perspektif denemeleri gibi Batı resmi etkileri görülmeye başlamış, minyatür resminden tuval resmine geçiş ise 18. yüzyıl ikinci yarısında olmuştur. Saray ressamı Rafael’e atfedilen ilk örnekler, Saray koleksiyonunda bulunan Sultan I. Mahmud (1730-1754), Sultan III. Mustafa (1757-1774) ve Sultan I. Abdülhamid’in (1774-1789) büyük boy yağlıboya portreleridir. Özellikle Sultan III. Mustafa’nın biri tuval diğeri kağıt üzerine yapılmış, birbirinin eşi olan iki portresi, Osmanlı sanatında kitaptan tuvale geçişin en tipik örneklerini teşkil eder. 18. yüzyılın ikinci yarısından sonra tasvir sanatını şekillendiren bir diğer Osmanlı ressamı Kostantin Kapıdağlı’dır. Daha çok portre ressamı olarak tanınan sanatçının Saray koleksiyonunda bulunan Sultan III. Selim portreleri, dönemin portre geleneğini yansıtan en önemli örneklerdir. Sanatçı, “Resm-i Kostantin Kapudağı” imzalı Sultan III. Selim portresinde (1803), sultanı bir iç mekânda, elinde tespihi ile otururken resmetmiştir. Bu resimde sanatçının minyatür üslubundan ve padişah portrelerinin alışılmış ikonografisinden tamamen uzaklaşmış olduğu görülür. Kostantin Kapıdağlı’nın koleksiyonda bulunan en önemli eserlerinden bir diğeri de, Sultan III. Selim’in siparişi üzerine kağıt üzerine guaj boya ile 1804-1806 yıllarında yaptığı, 28 Osmanlı padişahının portresinden oluşan seridir. Sultan II. Mahmud döneminde 1815’de Londra’da John Young tarafından gravürlenerek albüm hâlinde basılmış olan bu portrelerle Kapıdağlı, padişah portreciliğine yeni bir anlayış getirmiştir: Söz konusu portrelerde padişahlar, Avrupalı kral portrelerinde olduğu gibi ayakta, yarım boy, dörtte üç profilden veya cepheden tasvir edilmişlerdir; yüz ifadeleri doğaldır. Portrelerin altında, padişahların kazandıkları zaferler, fethettikleri yerler veya yaptırdıkları önemli yapılar resmedilmiştir. Gravürlenerek basılması ile yaygınlık kazanan bu portreler, 19. yüzyıl boyunca gerek Osmanlı’da gerekse Avrupa’da yapılan padişah portrelerinde ve soyağaçlarındaki büst portrelerde âdeta bir kalıp olarak izlenmiştir. Koleksiyonda örnekleri bulunan bir diğer padişah portreciliği türünü ise soyağacı resimleri oluşturur. İlk örnekleri Sultan I. Abdülhamid döneminde (1774-89) verilmiş olan bu tür resimlerde, padişah portreleri madalyonlar içerisinde bir ağacın dallarına yerleştirilmiştir ve bu madalyonlar, padişahların silsilesini göstermek üzere dallar veya kurdelelerle birbirine bağlanmıştır. 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar yapımına devam edilen soyağaçlarının çoğunluğu imzasız olmakla birlikte, üzerlerindeki Osmanlıca ve Rumca yazılar, bu resimlerin İstanbul’daki yerli ressamlarca yapılmış olduğuna işaret eder. Resim ve gravürlü albümlerin oldukça yaygın olduğu 18. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, başta Fransız olmak üzere İngiliz, İsveçli ve İtalyan elçileri maiyetinde, Osmanlı Sarayı’nın davetiyle veya gezgin olarak İstanbul’a gelen Batılı ressamlar, çok sayıda padişah portresi yapmışlardır.

19. yüzyıl oryantalizmi, Batılı ressamların İstanbul’a ve Osmanlı yaşamına duydukları ilginin artmasına neden olmuş ve padişah portrelerinin yapımı bu dönemde de devam etmiştir. Koleksiyonda bulunan İtalyan ressam Fausto Zonaro’nun Fatih Sultan Mehmed portresi, İngiliz ressam Sir David Wilkie’nin Sultan Abdülmecid portresi, Polonyalı ressam S. Chelebovsky’nin Sultan Abdülaziz portresi, Wilhelm Reuter’in Sultan II. Mahmud portresi, İ.K. Ayvazovsky’nin Sultan V. Murad portresi bu döneme ait örneklerdendir. 19. yüzyılda Sultan II. Mahmud döneminde ortaya çıkan ve 20. yüzyıl ilk yarısına kadar örnekleri görülen bir diğer tür, Sebuh Manas, Marras, Abdullah, Antranik gibi Osmanlı ressamlarının yaptığı, “Tasvir-i Hümâyun” denilen fildişi padişah portreleridir. Koleksiyonda padişah portrelerinden başka padişah kızları, hanımları, şehzadeleri, Osmanlı devlet adamları ve Hint imparatorlarının portreleri ile Cumhuriyet döneminin aydın portreleri de bulunmaktadır.

Padişah portreleri bölümünde ayrıca, 18. ve 19. yüzyıllarda İstanbul’a gelmiş olan Batılı ressamlarca yapılmış İstanbul resimleri, gravürler, yağlıboya, suluboya ve litografi tekniği ile yapılmış resimler de yer almaktadır.