Arz Odası

Bâbüssaade’nin tam karşısında yer alan ve saçak sistemiyle bu kapıyla bütünleşen Arz Odası, Saray’da Padişahların devlet yönetimiyle olan ilişkilerinin somutlaştırıldığı en önemli mekândır. Bu odaya Arz Odası veya Arz Dîvanhanesi de denilir. Fermanlarda geçen padişah makamı anlamındaki “makam-ı muallâ” denen yerdir. Padişahlar, yabancı devlet elçilerini burada huzura kabul etmişler, sefere çıkan komutanlara Sancak-ı Şerif’i törenle yine burada teslim etmişlerdir. Arz Günleri denilen Pazar ve Salı günlerinde ve Dîvan toplantılarından sonra devlet erkânı ile özel toplantılarını burada yapmışlardır.
Türk mimarlığının köşk üslubunun klasik bir örneği olan Arz Odası, bir taht odası ve yanındaki abdest mekânından oluşan tonozlu bir yapıdır. Ön cephede iki, arka cephede bir kapısı vardır. Padişah sadece arkadaki kapıyı kullanırken, öndeki kapıyı padişahın huzuruna çıkan devlet erkânı ve elçiler kullanmışlardır. Soldaki kapı ve demir parmaklıklı pencere padişaha elçi hediyelerinin gösterildiği yerdir. Buraya pişkeş kapısı (hediye kapısı) da denir.

Arz Odası’nın en görkemli dönemi Kanunî Sultan Süleyman döneminde olmuştur. 16. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar çeşitli onarımlar geçiren yapının taht kubbesinin içindeki manzum tarihten, Sultan III. Mehmed (1595–1603) döneminde yapıldığı anlaşılmaktadır. Mücevher bezemeli tahtın lake süslemeli tavanında bitkisel motifler arasına güç sembolü olarak ejder ve simurg mücadelesi tasvir edilmiştir. Bu taht mekânı, 1856’daki yangından az zarar görmüş olarak kurtarılmışsa da, ocak yaşmağı, kubbe ve duvar yüzeyindeki çiniler, kapı ve pencerelerin bağa ve sedef işli ahşap kanatları ve içindeki tüm eşya yanmıştır. 

Sultan Abdülmecid tarafından 1856 yangınından sonra, Dolmabahçe Sarayı'nın mimar ve ustalarına ampir üslupta yenilettirilen Arz Odası, günümüze ampir ve neoklasik dekorasyonuyla ulaşmıştır. Kapının iki yanındaki tuğra biçimli, Sultan Abdülmecid’e övgüler yazılı mermer kabartma kitabeler bu onarımdan sonra konmuştur. 16. yüzyıla tarihlenen çini panolar duvarlara 19. yüzyılda kaplanmıştır. Girişin sağındaki çeşme Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılmıştır. Padişahların kullandığı kapı üzerinde Sultan III. Mustafa’nın (1757–1774) tuğrası ve onarım kitabesi vardır. Pişkeş kapısı üzerinde Sultan II. Mahmud hattı ile yazılmış bir kitabe yer almaktadır.