Aya İrini

  4. yüzyılda inşa edilen Aya İrini Kilisesi, 532 yılında geçirdiği yangın sonrasında Doğu Roma İmparatoru Justinianus tarafından 548 yılında yeniden yaptırılmıştır. Üç nefli bazilikal planlı yapı, ana mekân (naos), narteks (giriş) ve atrium (avlu) olarak üç bölümden oluşur. Apsis yarım kubbesinde altın yaldızlı mozaik zemin üzerine geniş kollu bir haç, apsis kemerinde Tevrat’tan alınmış “yeryüzünde yaptığı güzel icraatla cennet mekânına yükselişini sağlayanın adı Tanrı’dır” anlamına gelen bir yazı bulunur.

İstanbul’un fethinden sonra camiye çevrilmediği için mekânın içinde ve dışında çok fazla değişiklik yapılmamış, silah ve ganimetlerin depolandığı yer olarak kullanıldığından “Cebehane” adını almıştır. III. Ahmed döneminde yapılan giriş revakında iki onarım kitabesi yer alır. 1726 tarihli bu kitabeden yapının Darü’l-Esliha olarak onarıldığı ve burada depolanan silahların düzenlenerek, adeta bir silah müzesi durumuna getirildiği anlaşılmaktadır. Revaktaki ikinci kitabe 1744 tarihlidir ve bu kitabeden de yapının I. Mahmud döneminde yapılan onarımlar sonrasında yeniden Cebehane haline getirildiği anlaşılmaktadır. 19. yüzyılda “Harbiye Ambarı” adıyla depo işlevi devam eden yapı, 1846 yılında, Tophane Müşiri Fethi Ahmed Paşa’nın girişimiyle Mecma-i Esliha-i Atika ve Mecma-i Âsâr-ı Atika (Eski Silahlar ve Eski Eserler Müzesi) adıyla iki bölüm halinde bir müzeye dönüştürülmüştür. Daha sonra yeniden depo haline gelen yapı, 1908-1940 yılları arasında Askeri Müze olarak kullanılmıştır.